Baba…

Baba…

Çocukken duvarın üzerine çıkıp inemediğinde, ilkokulun kapısına ilk gün geldiğinde, mahallede top peşinde koşarken, arkadaşlarınla itiş kakışlarında, dondurmacının, oyuncakçının, pastanenin önünden geçerken, okuduğun kitaplarda takıldığın bir noktayla karşılaştığında, çocukluk kahramanın olan “Baba” dersin.

Sonra büyürsün… Dünyayı yerinden oynatabileceğini düşünmeye başlarsın.

Her şeyi yapabileceğini, her problemin üstesinden geleceğini düşünürsün; kimseye ihtiyacın yoktur… Güç sendedir.

Ancak, gerçek ile karşılaştığında, önünde ufuk zannettiğin, bir duvar olarak yükseldiğinde, bazen yüksek sesle, bazen de içinden “Baba” dersin…

Evet… Bir insanın en önemli varlığı anne ve babasıdır.

Anne… “Kutsal” başka hangi dünyevi canlıya denmiştir ki?

Baba ise özellikle erkek çocuklar için “gizli bir kutsal”dır.

Erkek çocuklar, babalarının dibine düşmelerine karşın, bir yaşlarda bunu yadsırlar.

Ancak o yaşlar çabuk geçer…

Her erkek çocuk benzer durumları yaşamıştır.

İş yaşamında, babalar ve oğullarının ilişkileri ise “taşlı bir patika”da yol almaya benzer.

Patika, bazen ana yola bağlanır, bazen de ormanın derinliklerinde yitip gider.

Baba oğul ilişkisinin yanına, “iş arkadaşlığı”da konabildiğinde, patika, ana yola bağlanır.

Tersi durumlarda -ki bu sıklıkla görülendir- ise, patikanın ormanın derinliklerinde kaybolduğu bir gerçektir.

Çocuklar, aile şirketlerine doğmuşlarsa, yetiştirilme biçimleri, patikada nasıl yol alınacağının “işaret fişekleri”dir.

Babam, bir arkadaşı ile sohbeti sırasında; “Bazı babalar koyun yetiştirir, bazıları aslan. Aslan yetiştirdiğinde bilirsin ki, arada bir sana da pençe atacaktır. Ben aslan yetiştirmeyi tercih ettim” demişti. Bu lafın hayattaki karşılığının ne kadar derin ve zor olduğunu, baba olduktan sonra daha iyi anlıyorum.

Ve ilginç olan, kendi çocuklarımızı böyle yetiştirme iradesini, “kendimize kıyma pahasına” gösterebiliyor muyuz?

Baba, erkek çocuklar için açık denizlerde yol gösteren fener gibidir. Değerini fırtınaya yakalandığında daha iyi anlarsın.

Babalarımızın değerini, fırtınaya yakalanmadan bilelim…

Bir önceki yazı “Ben Biz“

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler
1 dk

Öz[e] Güven…

İş yaşamı içinde sıklıkla kullanılan “öz güven”, “kendine güven” kavramları üzerinde düşündüğümüzde, gerçekten de bu tanımlamaların insanı yeteri kadar “başarı”lı kılabildiği söylenebilir mi? Hele ki son yıllarda bir “big bang”e…

Devamını okuyun
1 dk

Yeniden Keşfetmek…

İnsan doğduğu andan itibaren bir keşif yolculuğu başlıyor. Hayatı bilmemize ve uyum sağlamamıza neden olan bu keşifler, hayatı anlamlandırmamızın da en büyük nedeni. Keşfeden insan, keşfettiğini bilgi dağarcığının bir kenarına…

Devamını okuyun
1 dk

Kenetlenmek…

Kenetlenmek; Farklı özellikler taşıyan insanların, özelliklerini kaybetmeden bir amacı gerçekleştirebilmek için bir araya gelebilmesi… Bir olabilmesi. Birçok değişikliğin, gelişmenin ve keşfin altında bu bir araya gelebilmek yatıyor. İnsanlar, kenetlenebildikleri oranda…

Devamını okuyun