Bekleme Odası

Aile şirketlerinde, aile ile şirket arasındaki ilişki izlenmeye değerdir.
Hele aile şirketleri, “kurumsallaşma”nın eşiğinde ise, izleme daha da önem kazanır.
Önemlidir… Aile şirketlerindeki ilişkiler, kurumsallaşmayı belirleyen temel unsurlardan biridir.
Aile içinde, bireyler birbirlerini koşulsuz sever ve ona göre davranış geliştirir.
Bu davranışı, şirketin yapılanmasına da taşıyan ailelerin, problem yaşayacağı aşikardır.
Ailelerin koşulsuz sevgisi, herhangi bir artı değere karşılık gelmezken, şirketler, bünyesine kattığı her aile ferdinden bir “değer” üretmesini bekler.
Aile ile şirketlerin bireylerden farklı beklentiler içinde olduğunu bilmek, kurumsallaşma eşiğinin farkında olmaktır.
Ya eşik geçilecektir, ya da “eşik” sonsuza kadar beklenilen bir “bekleme odası” olacaktır.
Eşikten geçenlere baktığımızda, insanlar ile şirketler arasındaki dengenin, gelecek üzerine doğru yapılandırıldığını görürüz.
“Bu kurumları ailelerimiz için kurduk. Kurduğumuzda ne isek bugünde aynıyız” gibi “tutarlı tutarsızlık” içinde olanlar, bekleme odalarının müdavimleridirler.
Şirketler büyüdükçe, onu yöneten zihinlerin de beklentilere paralel büyümesi gerekir.
Büyüyemeyen zihinler, şirketlerini kum havuzuna çevirirler.
Kum havuzları eğlencelidir. Ancak doğru zamanda…
Bir önceki yazı “İş Bitirmek mi?, İşi Bitirmek mi?“


