Cesaret…

Cesaret…

Çocukluktan itibaren empoze edilen “korku”, gelişimin önünde aşılması gereken bir duvardır.

Sürekli yeni korkular üreten mekanizmalar; hayatı “güvenli” sanılan dar bir alana sıkıştırır.

Bu alan, ‘konfor alanı’ olarak tanımlanabilir. İnsanın güvende olduğunu hissettiği bir tür akvaryumdur bu ortam.

Konfor alanını refah değil, korkular yapılandırır. Ve buralar; sadece “varlığın devam ettirildiği”, geleceğe dair ışığı olmayan yerlerdir.

İlginçtir ki; şirketler de “korku potansiyeli” ne sahip yapılardır.

Hele ki, belli bir büyüklüğe ulaşmış yapılarda, eşiklerin yapı taşlarını korku oluşturmakta…

Bu nedenledir ki; şirket yönetimleri, kuruluşlarından itibaren kendisini geleceğin inşa edildiği ‘keşif alanları’ olarak kurgulamalıdır.

Keşif alanları gelişimdir, büyümedir, gelecektir…

Şirketlerde “korku” ve “cesaret” yukarıdan aşağıya doğru akar.

Yönetimler cesaretli ise; en üst birimden, en alt birime kadar, bütün katmanlar kararlarında cesur davranırlar.

Şirketlerin özgüveninin kaynağı da bu “cesur” ruhtur…

Ancak burada şu soru önemlidir. İçinde bireylerin eridiği “kollektif cesaret mi?” yoksa çalışanların, “birey” olarak var olduğu ve biz bilincine sahip “bireysel cesaret mi?”.

Çoğu şirket “kollektif bir cesaret”i tercih edebilir.

Kollektif cesaret, dışarıdan iyi görünür. Gerçek ise içine girince anlaşılır…

Yönetimlerin birey olarak cesaretli davranabilmeleri, “korku”ların yenilmesinde belirleyici unsurdur.

Kollektif yapılar, korkuyu da cesareti de ‘insani duygu’ olmaktan çıkarırlar.

Korku da cesaret de bir bilinçliliktir ve bu belirtilenlerle karıştırılmaması gereken cahil cesareti, bilinçdışı bir davranıştır.

Oysa korkunun bilincinde olanlar, bilinçli bir cesaret ile onun hakkından gelirler ve içinde yaşadıkları toplumları aydınlığa çıkarırlar.

“Korkan ruhlar” sadece kendi geleceklerini, “cesur ruhlar” ise toplam potansiyeli düşünürler.

Bir önceki yazı Kaç Yaşındasın?…

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler
1 dk

Bulutlar…

Bazen ışıklar saçan, Bazen ışıkların önünde bir perdeye dönüşen, Bazen kırmızı, Bazen turuncu, Bazen gri, Bazen siyaha dönen bulutlar. Hayatın sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz fiziksel unsur. Bulutlar… Hayal gücümüzü geliştiren…

Devamını okuyun
1 dk

Kadın-Erkek “Bir” Olmak…

Birlikte başarmanın, bir şeyleri inşa edebilmenin tılsımlı cümlesidir “bir olmak”. İnsanlar yan yana geldiğinde beraberdirler… Ama “birlikte olmak”, “beraber olmak”tan çok daha fazlasıdır. Ne erkekler ne de kadınlar ayrı dünyaların…

Devamını okuyun
1 dk

Problemi Formüle Etmek…

Lafı uzatmadan problemin ne olduğunu ortaya koymak gerekir. En büyük problem; “problemi formüle etme, problemi tanımlama ve problemi oluşturmada yöntem geliştirme” konusunda, yeteri kadar çaba içinde olmamamızdır. Evet… En büyük…

Devamını okuyun