Hüzün Çiçeklerini Sulamak…

Bir sanayiciyi en çok hüzünlendiren unsurların başında “terkedilmiş fabrika” görüntüleri gelir.
Uçsuz bucaksız mekanlarda yol alırken, uzaktan gördüğümüz fabrika siluetleri insanı heyecanlandırır.
İnsanın içinin umutla dolmasını sağlayan bu siluetlerin bir kısmına yaklaşıldığında, umut yerini “hüzün”e bırakır.
Otların kapladığı yerler,
Kırık camlar,
Tütmeyen bacalar,
Sıvası dökülmüş duvarlar…
Sonra… düşünceler, düşünceler.
Nedenler, niçinler, nasıllar.
Üretim yapmak, açıkçası dünyanın en “yüce” işlerinin başında gelir.
O yüzdendir ki, bu yüce alanda yer alan insanlarda özel “saygı”yı hakediyor.
Yatırım yapmak, bu “yüce”liğe karşın, bazı şeyler göz ardı edildiğinde sonu “acı” sonuçları beraberinde getiriyor.
Batmış yatırımların çoğu, “kervan yolda düzülür” deyip, yeteri kadar ön araştırma yapmadan başlanılan işlerdir.
Oysaki yatırımın uygulama sürecinden çok daha fazla süre, ön araştırmaya verilmelidir.
Ön araştırması sağlıklı yapılmış yatırımlar karşısında, “hüzün” duygusuna kapılınmaz.
Ancak, yatırıma, “abi, adam bir iş yapıyor, bildiğin gibi değil. Bizde bu işe girelim” diye başlamak, “hüzün çiçeklerini” para ile sulamak anlamına geliyor.
Ve iş hayatına dair söylediğimiz her şey ilişkilerimiz için de geçerli…
Bir önceki yazı “Uyku Hali“


