Kendine Meydan Okumak…

Eski Türk filmlerinin belleklerden silinmeyen; mahallede naraların atıldığı, meşhur tekerlemelerin söylendiği, külhanbeyi sahnelerini unutmak mümkün mü?
Perdelerin arkasından sokağa bakan gözler, belki de bir başka kabadayıyı bekliyorlardı…
Bu tür sahnelerin batıdaki karşılığı ise yollarda kendini gösteriyordu. Gösterge bir arabaydı… Bu araba Dodge Challenger idi.
Tasarımından motor gücüne kadar, yolların külhanbeyi bu arabaydı.
O hala bir efsane…
Sonra insanlık tarihinin en önemli araçlarından biri yapıldı.
Nasa’nın uzay mekiği, “Challenger”…
Uzayı keşfetmek, bilinmezi, bilinir kılabilmek, bir başka deyişle; bilinmeze meydan okumaktı bu uzay yolculukları…
Sokakta nara atan külhanbeyi,
Yolların asi nesnesi, Dodge Challenger,
Ve uzay mekiği Challenger…
Hepsi farklı bağlamlarda olsa da meydan okuyucudurlar…
Evet… Meydan okumak.
Genellikle sokak diskurunda kullanılan ve çoğu insan için olumsuzluk çağrıştıran bu iki sözcük, gerçekte var olabilmenin sihirli anahtarı…
İnsanın var olma isteği; hem hayata, hem de kendine meydan okuyabilmesidir.
Zorluklar, engeller, yeni bir şey yapma isteği karşısında;
“Ben bu zorlukları yeneceğim”,
“Ben bu engelleri aşacağım”,
*Ben bu işleri yapacağım”… diyebilen her insan, meydana çıkıp, “işte ben buradayım” diye haykırıyor demektir.
Hayatı yaptıklarından ibaret gören zihinlerin, bugünün “meydan”larında seslerini duyurma şansları artık hiç yok.
Bugünün dünyası; yapabildiğinden daha zorunu deneyen ve zoru başarma isteği olan insanlara şans tanıyor.
Sokak ağzıyla söylersek; “başarı istiyorsan, kendine karşı külhanbeyi olacaksın”.
Kendine meydan okumak, “yeni” ufuklara yelken açmaktır…
Bir önceki yazı Şevk…


