Yaşam Enerjisi…

“Yaş” konusu ilginçtir.
Çocukluğumuzda, büyüklerimize “ne zaman doğdunuz” diye sorduğumuzda, çoğunlukla savaştan önce ya da sonrasını ya da mevsimleri işaret ederlerdi.
Net bir tarih pek yoktu. Dönem vardı.
Gençlik yıllarımızda ise “yaş büyütme” lafını, çokça duyar olduk.
Bir “Ülke efsanesi” gibiydi.
Sıklıkla karşılaşılan yaş büyütme konusu;
Çocuk evlenecek… Kızın babası; “askerliğini yapmadan kızı vermem” der.
Sonrasında yaş büyütme operasyonu başlatılırdı…
90’lı yıllar ile birlikte; kemik yaşı, zeka yaşı, beden yaşı, ruh yaşı gibi insan yaşına dair kavramları sıklıkla kullanır olduk…
Bugünlerde “yaş” üzerine düşünüyorum ve önüme ilginç sonuçlar çıkıyor.
Birçok kişinin yaşama dair enerjisinin olmadığını görmek beni üzüyor…
Bazı insanlar ise, orta yaşı geçmiş olmasına karşın, gençliğini yaşıyor. Gözlerinin içi parlıyor.
Birçok insan, hayatı “öylesine” yaşıyor…
Gencecik insanlar, coşkusuz… Gözlerinin “fer”i sönmüş.
Uzayda ölmüş ama ışığını gönderen yıldızlar gibi.
Çevremizi oluşturan insanların “Yaşam enerjisi yaşı”, bizim de enerjimizi belirliyor…
Hayat; o hayatı yaşayanların coşkusu, yaşam enerjisi ile canlanıyor.
Hayat bizim önümüze anlamlı gelmiyor… Onu anlamlandıran biziz.
Kısaca, hazır coşkulu bir hayat keşke olsa… Ama yok.
Onun içindir ki;
Akıl, ruh, beden yaşımızın üzerine yaşam enerjisi yaşımızı da eklemeliyiz.
Eklemeliyiz ki, güzel bir hayat inşa edebilelim…
Her bireyin, yaşamında inişler çıkışlar olabilir.
Bu inişlere çıkışlara paralel olarak insan, ait olduğu yaştan farklı yaşlarda da hissedebilir.
Ancak “yaşam enerjisi yaşı”…
Coşkunun hep yüksek olduğu yaşlarda olmalı…
Bir önceki yazı Hazırlanmak…


