Yıllık İzin…

İş dünyasında söyleyenin bile inanmadığı ama çok kullanılan bir cümle var;
“Ben işimi seviyorum, çalışarak dinleniyorum, tatile ihtiyacım yok”.
Bu cümleyi anlamak mümkün değil.
Çalışma hayatı, kısa süreli bir müsabaka değil ki, insan ömrünün uzun bir zamanına yayılmış bir süreç.
Sağlıklı bir çalışma hayatı için, sağlıklı bir beden ve daha da önemlisi mental olarak dinlenmiş bir zihne ihtiyaç var.
Bedenin ve zihnin dinlenmesi; ancak rutini kırarak ve özellikle de mekan değiştirerek gerçekleşebiliyor.
Bugün insan üzerine yapılan araştırmaların en çok yoğunlaştığı alanlardan biri; “tekrarın yaratmış olduğu duyuların körelmesi” üzerinedir.
Sürekli aynı mekanı paylaşmak, sürekli aynı şeyleri tekrar etmenin ortaya çıkarmış olduğu mekanikleşme, çağımızın en büyük olumsuzluklarından biri olarak kabul ediliyor.
Bu nedenle “ben çalışarak dinleniyorum” cümlesi, bir aldatmaca, onun da ötesinde, bugünde yaşamama anlamına gelmekte.
İnsan, özellikle de çalışan insanın izin kullanması, hem kendi sağlığı, hem de çalıştığı iş yerinin devamlılığı için olmazsa olmazlardan.
Çalışan için; izin kullanmamanın getirdiği maddi avantajlar, uzun vadeli düşünüldüğünde, ortaya çıkan olumsuzlukları telafi edemeyecek kadar anlamsızdır.
İş yerleri için ise; biriken yıllık izin gün sayısı ile performans arasında ters orantı olduğunu görüyoruz.
Tüm bunların üstünde bir konu daha var ki, günümüzde çoğunlukla atlanıyor.
O da; rutinin parçası haline gelen insanların iyimserliği azalıyor.
Oysa insan, hayatın anlamını ancak “iyimserliği” ile arttırabilir.
İzin yapmak, dinlenmek, rutinden bir süreliğine uzaklaşmak…
Kişi bunu yaşam biçimlerinin bir parçası haline getirildiğinde, hayata daha iyimser bakabiliyor.
Yeni yerler görmek, yeni insanlarla karşılaşmak, yeni lezzetleri tatmak…
Bunlar için çok uzaklara gitmeye gerek yok, yeter ki rutin olanın dışında olsun.
Küçücük bir fark, zihnen ve bedenen yenilenmek için yeterli olabilir.
AGT olarak bizler tempolu yürümeyi seven insanlarız,
Bazen dinlenir, gerektiğinde koşarız.
Ve biliyoruz ki;
Hiç kimse sürekli koşamaz…
Bir önceki yazı Hayatı Tasarlamak…


