Biriktirmek, Ağırlaşmaktır…

Son on yılda, özellikle dijital teknolojinin hayatımızda fazlasıyla yer alması ile birlikte, yeni deyimler, yeni sözcükler de dilimize yerleşti.
Bunların başında da, “format atmak”, “resetlemek” gibi, dijital araçların neredeyse; “fabrika ayarları”na geri dönmek anlamına gelenlerini çok kullanıyoruz.
Dijital araçlar ne zaman bir problem çıkarsa, yeni programlar sisteme girse, yenileme ihtiyacı duyulduğunda, bu sözcükler dilimizden dökülüyor.
Hayatımızı bir anlamda “şekillendiren” bu araçların “yenilenmesi” konusunda gösterdiğimiz özenin, küçük bir kısmını, kendimiz için gösterebilme becerisi, hayatı daha keyifli hale getirebilir.
Araçlar gibi, insanın bedeni ve zihni de dönem dönem “format”lanmaya ihtiyaç duyar.
İnsan her an, görüntülerin, sözcüklerin, olayların, davranışların, tutkuların, acıların…vs. vs. bombardımanı altında.
Bu bombardımanın etkilerini ruhumuzda, bedenimizde görmek mümkün.
Sürekli birikiyor bunlar ve tıpkı bilgisayarların yüklenmeye bağlı yavaşlaması gibi, insan da “ağırlaşıyor”…
Biriktirmek, ağırlaşmaktır…
Belki de insan biriktirip ağırlaştığı için yaşlanıyor.
İnsan, kendini dönem dönem formatlasa, ağırlıklarından kurtulabilir ve “yaşlanmaz”.
Yeni bir işe başlamak,
Yeni bir okul,
Yeni bir aşk,
Yeni bir mekan,
Yeni bir yıl…
Yenilemenin başlangıcı olabilir.
Herkes “yenilenme” konusunda, kendi yöntemini geliştirebilir, geliştirmeli de…
Benim için “Yenilenme”nin metodolojisi, dijital terminolojiyle söylersek; “gereksizleri yedekleme, çöpe at”.
Evet… Ağırlığı oluşturan şeyler; benzer konuları, çoğaltmaktır.
Problemler de gereksiz “yedekleme”lerle büyür.
“Yeni bir yıl”, ağırlıklardan arınmanın ilk günü olabilir…
Bir önceki yazı Büyük resim…


