Yenilenme Mekanları…

Bazen kendimizden bile kaçabileceğimiz bir yerlere ihtiyaç duymak…
Evet… Kendimizden kaçmak.
Kendimize yeniden dokunabilmek için zaman zaman kendimizden kaçabilme ihtiyacı, her zamankinden daha çok…
İçinde yaşadığımız zamanın “siber dünya”sı her insandan birkaç tane “ben” üretiyor.
Teknolojiler, dijital iletişimler, ekranlar;
Hissedemediğimiz bir dünya…
Bu duruma bir olumsuzluk olarak değil, bir “yeni gerçek” olarak bakmak daha doğru.
Ancak bu yeni gerçek, zihinsel kırılmalara da neden olmakta…
Günümüz insanının aynanın karşısına geçtiğinde hangisi ben? sorusu pencerelerden çıkıp gökyüzüne yayılıyor.
O nedenledir ki; insan kendi ile baş başa kalacağı mekanlar, kısaca “yenilenme mekanları” bulmak zorunda…
Geçmiş zamanlarda sığınaklar ötekilerden korunmak için yapılırdı.
Savaşlar, büyük tehlikeler, sığınakları ortaya çıkarmıştı.
“Yenilenme mekanları” ise; daha çok “ben”i yeniden bulmanın sığınakları olarak ortaya çıkıyor.
İnsanın yalnızca kendi ile kaldığı,
Zaman tünellerinin, zamanı akıttığı sığınaklar…
Hesaplaşma yapılan değil, yenilenmenin mekanları.
Her insan; kendi ruhuna, kendi bedenine iyi gelecek mekanları keşfetmek zorunda.
Evet… Zorunda.
“Yeni gerçek”, yeni yaşam biçimleri inşa etmeyi zorunlu kılıyor.
Bunun en önemli ayağında da “kendi ile baş başa kalabilmek” geliyor.
Bu bir arada yaşama kültürünün devamlılığı için de çok önemli.
Bir çelişki gibi görünse de, bugünün dünyasının “bir arada yalnız yaşama” gerçeğini kırabilecek tek durum; insanın dönem dönem “kendi ile yalnız kalabilme”yi yaşam biçiminin eksenine koyması ile mümkün olabilir.
Yenilenme mekanları bol oksijenli yerlerden seçilmeli…
Bir önceki yazı Avcı Olmak…


