Dönerek…

İnsan ilginçtir…
Algılarının geliştiği küçük yaşlardan itibaren, çevresini taklit ederek büyür.
Kişiliği ise bu taklit etmeleri terkettiği andan itibaren gelişir.
Üretim alanları da benzerdir.
Önce başka kurumları taklit eder… Üretim biçimlerini, yönetim biçimlerini, ürünleri vs. vs.
Bu sürecin bir parçasıdır.
Sonrasında ise yol çatallanır…
Çatallanan bu yol üzerinde iki farklı zihinle karşılaşılır.
Bir grup; Mevlana’nın döne döne erdiğini, diğer grup ise erdiği için döndüğünü düşünür.
Birinci gruptakiler çatallanan yolda sonsuza kadar, birilerine benzeyerek ömürlerini tamamlarlar.
Diğer grupta yer alanlar ise; “kendi olma” kaygısı ile zor ama sonucu iyi olan yoldan giderler. Bu yolda gidenler “taklit edilenler”dir…
“kendi olma”, potansiyelinin farkında olmaktır.
Platon, boşuna; “insanın kendini fethetmesi, zaferlerin en büyüğüdür” dememiştir. Kendini fetheden her kişi ve kurum, “kendi olma” sürecini tamamlamıştır.
“kendi olabilen” her kurumun, başarılı olma ihtimali, diğerlerine göre çok yüksektir.
Bir önceki yazı “Girişimci Hayal Kurandır“


