Kırmızı Kuğu

Dünya Bankası Başkanı konuşuyor,
IMF Başkanı konuşuyor,
Avrupalı Liderler Konuşuyor,
O konuşuyor… Bu konuşuyor…
Konuşmanın ortak paydası; “KRİZ”
Bunu zaten biliyoruz.
Bilineni tekrar etmek, belki birileri için, “ruhun temize çıkarılması” için iyi geliyor olabilir.
Ancak bu konuşmalar, bir çözüm üretmeye olanak taşıyacak ışığı içinde barındırmıyor gibi bir izlenim veriyor.
Evet… Bir kriz var ve bu kriz üzerine üretilmeye çalışılan çözümler, bildik beyaz kuğuları göstermekten öteye geçemiyor.
Beyaz kuğu, zerafeti ve aynı zamanda “bilindik” olanı temsil eder. Oysa bugün beyaz kuğulara bakmak yerine, Avustralya kıtası keşfedilmeden önce varlığı bilinmeyen ve kıta bulunduktan sonra ise “beklenmedik” olanı temsil eden siyah kuğuları gözlemek, krizlerden etkilenmemenin ya da çıkabilmenin anahtarı olabilir.
Ortada dolaşan kriz söylemleri ve bunun üzerine üretilen çözüm önerileri, sadece var olanı tekrar etmekten öteye geçemiyor. Dünyanın içinden geçmekte olduğu büyük kriz karşısında güçlü durabilmenin yolu, beklenmedik olanları temsil eden “siyah kuğu”ları gözlemekten geçiyor…
Rivayet o ki; siyah kuğuların arasına bir de “kırmızı kuğu” karışmış…
Bir önceki yazı “1 + 1 = ?“


