Yenilenmek…
Bir sabah, her yeni güne uyandığın gibi uyanırsın. Odana erken ışık düşmüştür. Pencereyi açarsın, temiz bir hava içeri seslerle birlikte dolar. Çok tanıdık sesler, kuş cıvıltılarıdır… Bir başka başlar gün…
Etiket
Bir sabah, her yeni güne uyandığın gibi uyanırsın. Odana erken ışık düşmüştür. Pencereyi açarsın, temiz bir hava içeri seslerle birlikte dolar. Çok tanıdık sesler, kuş cıvıltılarıdır… Bir başka başlar gün…
Türkçe deyişlerimizin en güzel ve anlamlılarından biri; “kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez”dir. Bu deyişten çoğunlukla; dara düşen, sıkıntıda olan insana, mutlaka bir ışık olacak yol kendiliğinden açılır gibi yanlış anlam çıkarılır…
Bazen ışıklar saçan, Bazen ışıkların önünde bir perdeye dönüşen, Bazen kırmızı, Bazen turuncu, Bazen gri, Bazen siyaha dönen bulutlar. Hayatın sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz fiziksel unsur. Bulutlar… Hayal gücümüzü geliştiren…
Çoğu kişinin görsel belleğinde iz bırakmış görüntülerden biri, bir parmağı ile “sessiz olun” işareti yapan hemşire fotoğrafıdır. Bütün hastanelerin duvarlarında asılı olan o fotoğraf, birçok kişinin “sessizlik” ile tanışmasının nesnesi…
Önce ebeveynlerin çok önemsediği, zamanın farkına varıldığında ise kişinin “benim doğum günüm” dediği özel gün… Hayata ilk merhaba denilen o tılsımlı günü, sadece hayata adım atılan gün olmanın ötesinde, farklı…
Bir kedinin enerjisini, Bir köpeğin samimiyetini, Bir atın estetiğini ve duygusunu, Bir martının süzülüşünü, Bir geyiğin ürkek, zarif duruşunu… Ve daha binlerce canlıda, hayatın varlığını ve şansını hissedebilmek… Evet… Dünyayı…
İnsanın dönem dönem ‘iyi ki varmış’ dediği özel insanlar vardır. Onun bir dizesi, bir cümlesi, uzun zamanlar alan düşünceyi özetler gibidir… Yunus Emre’de bu özel insanlardan. Onun; Ben gelmedim da’vi*…
Bir zamanlar Vantrologların insanları en çok şaşırtan numaralarından biri, karnından konuşmak idi. Ustanın ustalığı, karnından konuşmadaki maharetine bağlıydı. Zaman geçip, bilginin yerini başka şeyler aldıkça, insanların kafası karışmaya başladı ve…
Hayallerimiz, tutkularımız, amaçlarımız; kısaca hayatımız… Bazen çok keyifli, Bazen bizi zorlayan, Bazen de çok sürprizlerle dolu hayatımız… Her gün hayatımızı “güzel kılmak” için uğraşıyoruz. Yeni insanlar, yeni yerler keşfediyoruz. İşler…
Sanki dünyanın her noktasına konulmuş megafonlardan sürekli olarak; Bilgiyi tüket, Teknolojiyi tüket, İlişkileri tüket, Aşk’ı tüket, An’ı tüket, Kendini tüket… Tüket… tüket… tüket… sözcükleri seslendiriliyor. Nesnelerin tüketildiği bir dünyadan, “insanın…
Yaşanan her bayram, birçok konuyu “tekrar” gözden geçirmemiz, düşünmemiz için bir fırsattır… Hele günümüzün sadece “tatil”e dönüşen bayramlarında bu daha da önem kazanıyor. Neredeyse “mutlu” olmanın bir tek “belirlenmiş tarih…
Aynanın karşısında saatlerce vakit geçirmek, Üstüne aldığın her bir giysiye tekrar tekrar bakmak, Olmadılar, neden olmuyorlar soruları… Sonra… Sanki beklenilen oymuş gibi, bir ses ya da başka bir işaret. Bir…